Kredi Kartı İle Aidat/Bağış Almaya Başladık

Vakıfbank’tan aldığımız VPOS hizmeti için dernek üyelerimizden Koray Toksöz basit bir web arayüzü hazırladı. Temelde üyelerimizin aidat ödemelerini kolaylaştırmak için düşündüğümüz bu olanak ile, artık dernek üyesi olsun ya da olmasın isteyen herkes derneğe kredi kartı ile bağış da yapabiliyor.

Bunun üzerine bizi bir düşünce aldı. Yurt dışındaki bir bankanın kartını kullanan birisi bize bağış yaptığında ne olacak? Eskiden yurt dışından bağış almak izne tabi idi, vakıflar için değişiklik olduğunu biliyorduk ama dernekler için durumun ne olduğundan emin olamadık. Bunu da derneğimizin avukat üyelerinden Nihad Karslı araştırdı, hatta işini sağlama almak için dernekler masasını telefonla arayarak da sordu — sadece bağış sonrası “bildirim” yapılması söz konusuymuş. Bunun için yurt dışından bağış yapıldığını tespit ettiğimizde ek-4 formunun doldurularak dernekler masasına iletmemiz gerekiyor. Aslında bu sadece kredi kartı için geçerli değil elbette, normal banka hesapları için de var.

Araştırma sırasında, derneğimizin başka bir avukat üyesi Çağatay Cengiz’den de değerli başka bir bilgi öğrendik. Derneğe bağış alırken, bunu belirli bir amaç için kullanacağımızı vaat edersek, bunun için valilikten izin almamız gerekiyor. Örneğin, “Derneğimize bağış yapın, bağışlarınızla xxx okuluna 10 tane Linux makinadan oluşan bir laboratuvar kuracağız” dersek, bu yardım toplamak kapsamına giriyor ve öncesinde izin alınması gerekiyor. Şu anda o şekilde bağış toplama düşüncemiz yok ama ileride olursa aklımızın bir köşesinde bulunacak.

30 Eylül 2008

Posted In: Yk

Kutsal Kase

Derneğin malzemelerini saklayacağı bir deposu olmadığı için genelde görev alan ve ayırabileceği uygun depolama alanı olan üyeler malzemelere ev sahipliği yapıyorlar. “Kimde ne var?” sorusunun yanıtı için göreve geldiğimizde bir envanter çalışması yapmamız gerekti. Hala ulaşamadığımız bir üyeyi saymazsak, o maratonu başarıyla tamamladığımızı umuyoruz. Bu çalışmalar kapsamında stand çalışma grubunda geçen dönem ağır yük taşıyanlardan Ümit Bozkır, elindeki dernek malzemelerinin bir sayımını yaptı geçtiğimiz ay.

Malzeme listesinde bir adet “para kasesi” gözüküyordu. Doruk’un gözüne takıldı hemen, bu yuvarlak mı sorusuna aldığı “evet” yanıtı üzerine uygun bir zamanında Ümit’in evine en yakın yönetim kurulu üyesi olan Hakan’ın ofisine bırakmasını rica etti. Ümit buna anlam veremediyse de, “tamam” dedi. Doruk niye anlam veremediğine anlam veremedi ama “kase” gelsin de, önemli olan o diye düşündü.

Ümit elindeki CD’leri kargoladıktan sonra faturası ile beraber kutsal kaseyi Hakan’a teslim etti. Bu sefer Hakan da “yav gerçekten biz bunu niye istedik” diye düşünmeye başladı. Çünkü bu “kutsal kase” Paşabahçe ürünü küçük bir cam şekerlik çıktı.

Türkçe karakterlerden arınmış yazışmanın azizliği, bir taraf para “kaşesi” (derneğin kaşeleri yuvarlak damga biçiminde oluyor, resmi evraklarda kullanılıyor) anlarken diğer taraf gerçekten bir kâseden bahsediyordu :-/

29 Eylül 2008

Posted In: Yk

Klavyeden Duman Tütüyor

Derneğin yönetim kurulu 7 kişiden oluşuyor. Her bir yönetim kurulu üyesinin farklı bir yaşamı var. Haftaiçi günlerde (hatta bazılarımız Cumartesi de) gündüzleri çalışıyor oluyoruz, arta kalan boş zamanların çoğunu ailelerimize ayırmamız gerekiyor. Aynı şehirde olanların bile günlük hayat koşturusu içerisinde yüzyüze görüşmeleri çoğu zaman mümkün olmuyor. Denk gelenler görüşüyorlar (yemeek!) ama genel kurul sonrasında ayak üstü yaptığımız 5 dakikalık görüşmeyi saymazsak henüz 7 kişi tam kadro beraber toplantı yapma fırsatımız hiç olmadı.

Peki yüzyüze görüşme fırsatı olmayan 7 kişi nasıl oluyor da tartışıp, bir fikir birliğine varıp bir derneği yönetebiliyor?

“Internet”, daha da net olarak “e-posta” ile. Genel kurul sonrasında, plansız biçimde yönetime seçilmemizin ardından, aramızda hızlıca konuşup (Alper’i İstanbul’a götürecek araç kalkacaktı) kendimize gelmeye çalışırken birbirimize sorduğumuz en önemli soru “Her gün düzenli e-posta okuyabiliyoruz hepimiz değil mi?” idi. İlk iki günün sonunda ise Shane’in ağzından şu kelimeler döküldü : “Klavyelerimizden dumanlar tütüyor”.

Geçen 3 aya geri dönüp baktığımızda, yönetim kurulunun e-posta listesinde her gün ortalama 40 (yazı ile kırk) e-posta döndüğünü görüyoruz. Ortalama olduğu düşünülürse durum daha da vahim, daha yüksek olduğu günler de var yani. Üstelik buna şu anda fiilen yönetim kurulunun yürüttüğü “üye işleri” (yeni üye kabulü, aidat sorgulanması, vs) ya da diğer dernek listeleri dahil değil. Şöyle düşünün; 9 günlüğüne bilgisayardan uzak bir tatile gitseniz, bir yönetim kurulu üyesi olarak okuyup gerekiyorsa fikir belirtmeniz gereken 360 tane mesaj dönüşte sizi bekliyor oluyor :). Geçen 3 ayın tatil dönemi olduğunu ve yönetim kurulu üyelerinin dönem dönem tatile gittiğini düşünürseniz, tatil dönüşü yaşadıkları şoku kafanızda canlandırabilirsiniz.

Dernekte bir yönetim kurulu üyesinin günü nasıl geçiyor diye düşünüyorsanız, yanıtı çok basit aslında, e-posta okuyup/yazarak 🙂

28 Eylül 2008

Posted In: Yk

Sunucuları üçleme macerasının mutlu sonu

Bundan bir hafta önce duyurduğumuz gibi dernek üyelerimizin bağışları ile sunucu olabilecek parçalarımız olmuştu. Eksik parçaları da tamamladık. Geriye bunlardan yemek yapmak kalmıştı. Öncelikle yeni sunucumuzun özelliklerini belirtelim:

Anakart: Gigabyte M68SM-S2L GF7025/DDR2 S+V+GL+RAID+16X 940pin
İşlemci: AMD Athlon64 X2 4600+
Bellek: Şimdilik 1 GB, bayram sonrası 4 GB DDR2-800 veya 1066
Sabit disk: 2 adet Seagate 1 Terabyte 7200 rpm 32 MB NCQ model:ST31000340AS
Kasa: Asus TA-D52 350w PSU

Tüm parçalar bir arada

Parçaların tümü Uygun Teknoloji‘ye ulaşmıştı. Bunun üzerine hafta içi Alper Oğuz Uygun Teknoloji’ye uğrayarak yeni sunucuyu toplama ve Linux kurma görevini üstlendi.

İlk gün sunucu fiziksel olarak toplandı. İlk açılışta anakart uzun uzun öterek bir RAM arızasını işaret edince ram modüllerinden birinin arızalı olduğu anlaşıldı. Bu nedenle kuruluma 1 GB olan tek modül ile devam edildi. 2 adet SATA2 arabirimli 1 Terabyte diski 1.5 Gb/s hızla sınırlayan jumper son anda fark edildi ve sökülerek disklerin SATA2 yani 3 Gbit/s standardında çalışması sağlandı.

Diskler

Kasa içindeki sıcak havayı dışarı atmak için arka tarafta 12 cm’lik güzel bir fan var. Ön yüzdeki hava girişlerinin orada da boş yeri var. Önceden ayarlayabilseydik aynısından takılabilir ve disklere daha fazla hava vurması sağlanabilirdi.

CPU ve fanlar

Diskleri raid çipinin BIOS’unda RAID-1 dizisi olarak tanımladık ve diziyi oluşturduk.

RAID

İşlemcimiz AMD64 komut setini desteklediğinden sunucu ekibimizce Centos’un x86_64 sürümü tercih edilmişti. Sunucularımız yeni yapıda aslen sadece sanal sunuculara ev sahipliği yapacağından kapsamlı bir dağıtıma gereksinim duymuyordu. Bu nedenle sadece temel sistemi kurma amacıyla ilk gün Centos x86_64 netinstall CD’sinden sistem açıldı ve LKD ftp sunucusundan ilgili dizin gösterildi. Bu aşamada kurulum programı sürüm uyuşmazlığı hatası verdi. Birkaç denemeden sonra kurulum dizini olarak /os/x86_64 yerine /os/i386 gösterilince ilginç bir şekilde kurulum devam etmişti. Ancak açılışta kernel panic alınınca, saatin de ilerlemiş olması nedeniyle Linux kurulumu başka bir güne ertelendi.

Sonraki gün Alper yine aynı dağıtım/sürüm, fakat bu sefer netinstall’a güvenmeden 1’den 4’e kadar ISO’ları CD’lere yazmış ve yanına “her ihtimale karşı” diyerek debian-40r4a-etchnhalf-amd64-netinst.iso yazılmış CD’yi yedekte tutarak tekrar Uygun Teknoloji’nin yolunu tuttu. Maslak’tan Beşiktaş’a 1 saat 50 dakikada ulaşmasına neden olan yerleri ıslatamayacak güçteki su damlaları da onu yolundan alıkoyamadı ve bu sefer Centos kurulumu başarılı bir şekilde sonuçlandı. Asıl korkulan ve cebelleşme beklenen raid modülü hiç sorun çıkarmadı ve raid aygıtı çekirdek tarafından /dev/mapper/nvidia_ddgjeehbp gibi ilginç bir isimlendirme ile görüldü.

Centos login

İleride gereksinimlerin değişebileceği göz önüne alınarak /boot dışındaki tüm disk bölümleri LVM’de VG olarak yaratıldı (swap dahil). hdparm -t ile hız testi yapıldığında 72 MB/s değeri alındı.

Tam kurulumun başarılı bir şekilde sonuçlanmış ve makinenin hata vermeden açılması nedeniyle rahat bir nefes almışken, konsolda kendi kendine yanıp sönen imleç bunu bırakıp birden IRQ 15 üzerine bazı hatalar ve trace verince hemen diğer bir yönetim kurulu üyesi Onur Küçük “imdat” denerek arandı ve 5-10 dakikalık bir telefon konuşması sonrası yapılan denemelerle Grub/menu.lst’deki kernel parametrelerine pci=nomsi nolapic eklenerek sorun çözüldü.

Yeni sunucu ile vedalaşmadan önce memtest86’dan geçirildi. Onur Küçük’ün irq sorunu varsa görebilmek için önerdiği USB diskten dosya kopyalama, aynı anda sabit diskteki büyükçe birkaç dosyanın md5sum’ını çıkarma, büyük birkaç dizini tar.gz ve tar.bz2’leme gibi birkaç işlemin badiresiz atlatılmasından sonra, son bir hatıra fotoğrafı alındı ve Ankara’ya gitmek üzere paketlendi:

Kasa içi

Sunucunun bayram öncesine yetişeceği belli olunca Ankara’da da bir hareketlenme başladı, Volkan KVM modüllerini Cuma günü alelacele Doruk’a ulaştırdı. Kargoyu bu sabah kargo firmasından Doruk ve Didem Kamoy gidip aldılar (adrese teslim gelmesi öğleni bulacaktı), 3m’lik bir de hazır ağ kablosu aldıktan sonra alet çantası ile beraber Bilkent’e doğru yollandılar.

Akgül Hoca’yı da lojmandan aldıktan sonra in-cin top oynayan yerlerden geçerek (9 günlük tatil etkisi) sunucu odasına ulaştılar. Paketler açıldı, kablolar takıldı.

Telefon parola desteği alındı, her şey kutudan çıktığı gibi çalıştı. Alet çantasını açmaya gerek olmadı. Daha önce “siyah sunucu”, “beyaz sunucu” diye tarif edilebilirken artık üçleyince numaralandırmak daha akılcı bir hal aldı. Etiketlerin üzerine “LKD-1”, “LKD-2”, “LKD-3” yazarak sunucuları kronolojik olarak numaralandırdılar.

Sonra Bilkent ağ yöneticilerinin yolunu tuttular, orada nöbet tutan Can Uğur Ayfer’i buldular. O da derneğin yeni sunucusuna Bilkent dışından erişilebilmesi için gerekli servis portlarını açtı.

Sistem yöneticilerimizin 9 günlük tatil öncesi yeni bir oyuncakları oldu 🙂

27 Eylül 2008

Posted In: Yk

IP-KVM hazır

IP KVM’i kurduğumuzu daha önce yazmıştık. Son bir işlem olarak Bilkent ağ yönetiminin KVM’in portlarına izin vermesi sayesinde artık bağlanabiliyoruz. Nasıl çalıştığını soran üyelerimiz için kısaca bilgi verelim dedik. KVM’in java arabirimine bağlandığımızda aşağıdaki ekrandaki gibi port listesi geliyor.

IP-KVM port seçimi

Şimdilik iki portu dolu. Örneğin 2. portu seçiyoruz:

Sunucu ekranı

Panel

Detaylı ayarlar yapılabiliyor. En temel ayar ise elbette bağlananlar için IP sınırlaması.. 🙂

26 Eylül 2008

Posted In: Yk

Linux ve Özgür Yazılım Firmaları Rehberi Yenilendi

“Linux ve özgür yazılımlar konusunda kurumsal destek kimden alabilirim?”

Herhangi bir özgür yazılımı bünyesinde kullanmayı düşünen birçok kurum çalışanının kafasında bu soru kaçınılmaz biçimde oluşuyor. Bir yandan piyasada özgür yazılımlar üzerine hizmet veren birçok firma da bu kurumları belirlemek ve onlara ulaşmakta zorluk yaşıyor.

Dernek olarak dört yılı aşkın bir süredir Türkiye’de Linux ve özgür yazılım desteği, eğitimi ya da üretimi konusunda hizmet verdiğini bildiğimiz firmaların bir rehberini oluşturarak www.linux.org.tr web sitemizde yayınlıyoruz. Bunun için firmalardan herhangi bir ücret de talep etmiyoruz. Yalnızca bize bilgilerini ulaştırıp, düzenli olarak tazelemelerini istiyoruz.

Üyelerimizden Recep Kırmızı ve Serdar Dalgıç liste üzerinde çalışma yaptı. Tek tek tüm firmalarla tekrar bağlantı kurdular. Kapanan ya da sayfasında Linux hizmeti verdiğine dair ibareleri (artık) bulunmayan ve yanıt alınamayan firmalar kaldırıldı. Eksik logolar tamamlandı. Daha önce firmaların verdiği hizmetlerle ilgili bilgi olarak sadece hizmet sınıfına (Destek, Eğitim, Linux Teknolojileri) yer verilen rehberde artık firmalar birkaç satırda verdikleri hizmetleri de anlatabiliyorlar. Derneğimizle bağlantı kuran yeni firmalar eklendi.

Firma olarak özgür yazılım hizmeti vermenize karşın rehberde yer almıyor musunuz? Derneğimizle e-posta ile bağlantıya geçin, hemen ekleyelim 🙂

24 Eylül 2008

Posted In: Yk

Özgür Yazılım Hareketi 25 Yaşında!

1983 yılında Richard Stallman tarafından duyurulmuş olan “Özgür Yazılım Hareketi” (GNU) artık çeyrek yüzyılı geride bıraktı. 20 Eylül “Özgür Yazılım Günü”nde tüm dünyada özgür yazılımın gümüş yıldönümü kutlandı. Linux Kullanıcıları Derneği olarak biz de bu mutluluğu paylaşan bir basın açıklaması yaptık.

Açıklamanın hazırlıkları haftalar öncesinde başladı. Ayın başında Bahri Meriç Canlı “GNU’nun yaşgünü geliyor, bir metin hazırlayıp açıklama yapalım” diye dürttü bizi. Bunun üzerine Kubilay Onur Güngör bir metin üzerine çalışmaya başladı — ilk çıkan taslak metin çok uzundu ve basın açıklaması biçimine pek uygun değildi ama o yılmadı, üzerinde tekrar çalışıp daha kısa ve odaklı bir metin ortaya çıkardı. Sonrasında sazı her zaman olduğu gibi Türker Gülüm aldı, metni LKD’nin daha önce yayınladığı metinlerle ortak bir dile sahip olacak şekilde düzenledi.

Artık faks makinaları ve e-posta sunucularını yorulma zamanı. Bildiri onlarca haber merkezine fakslanıyor, e-posta ile Türkiye’deki binlerce özgür yazılıma gönül vermiş insana duyuruluyor.

Nice özgür yıllara!

22 Eylül 2008

Posted In: Yk

Seminer Çalışma Grubu Buraya, Yumruk Havaya!

E-posta listeleri üzerinden iletişim kuran özgür yazılım topluluğunun (o dönemki adıyla Linux Kullanıcıları Grubu) ilk yüzyüze tanışması 1. Türkiye Internet Konferansı‘nda (Inet-tr), 1995 yılında olmuştu. İlk Linux semineri de o konferansta verilmişti.

13 sene önce misafir olduğumuz bir konferansta tek bir seminerle başlayan macera hiç bitmedi. Her sene Inet-tr’de biraraya gelindi, zamanla bir Linux semineri konferans boyunca bir salonun özgür yazılıma ayrılmasına dönüştü. 1999’da yanına kardeş Akademik Bilişim Konferansı geldi, her yıl farklı şehirlerde konferans süresince insanlara Linux ve özgür yazılım teknolojilerini anlatmaya başladık. 2000’de önce İstanbul’da, daha sonra Ankara’da her ay seminer düzenlemeye başlandı. 2001’de dernek içinde salt seminer çalışmaları ile ilgilenmesi için “seminer çalışma grubu” kuruldu.

2002 Nisan ayında pilot çalışma olarak “Gezici Seminerler” düzenledi. 3 kişilik bir ekip 15 günde 3500 km yol yapacakları bir turneye çıktı — her şehirde 2-3 gün kalarak sırasıyla Mersin, Kayseri, Niğde, Elazığ, İzmir ve Afyon’da sabahtan akşama aralıksız seminer verdiler. Gezici seminerlerin büyük ilgi görmesinin ardından birçok şehirden/üniversiteden istekler gelmeye başladı. Bugüne kadar penguenler ülkenin dört bir yanında 35’in üzerinde şehri gezerek seminerler verildi. Bazılarına tekrar tekrar çağrıldık, derneğimize ev sahipliği yapan kurumlarla tekrar tekrar seminer organize ettik.

2002 yılı aynı zamanda ilk Linux ve Özgür Yazılım Şenliği’ne sahne oldu. Misafir olduğumuz genel bir konferanstan artık sadece özgür yazılım için gelen insanlara aynı anda paralel salonlarda seminerler verilmesine geçilmişti. Her yıl yapılan özgür yazılım etkinliklerine bir sonraki sene kardeş etkinlik Bilgi Üniversitesi’nin Özgür Yazılım Günleri eklendi, onda da her sene bir salon derneğin düzenleyeceği seminerlere ayrılmaya başladı. Çeşitli konferanslara, kamu kurumlarına, okullara davet edilmeye başlandık, davet edildikçe onları geri çevirmemek için elimizden geleni yaptık. Verilen seminerlerin hepsinin seminer notları internette yayınlandı, bir bilgi kaynağı oluşturuldu.

Derneğin tüm bu çalışmalarını gerçekleştirmek için uğraşan seminer çalışma grubunda yıllar içerisinde 100’ü aşkın insan görev aldı. Konuşmacılar usanmadan insanlara özgür yazılımı anlatırken; yürütme kurulunda görev alanlar sürekli yeni konuşmacıların peşinde koştu, yeni seminerler hazırlanmasını teşvik etti, birçok kurumla yazışarak seminerlerin organizasyonlarının en üst düzeyde olması için çaba gösterdi.

Dernek çalışmaları bir bayrak yarışı gibi. Yapılan çalışmalarda görev alanlar her zaman bir sonrakine bayrağı devrediyor ve yeni birileri koşmaya başlıyor. 13 sene boyunca bir çalışmanın devam edebilmesinin altında da bu değişim yatıyor. Geçtiğimiz etkinlik döneminde bayrak değişimi sırasında bayrak düşürdük :). Neyse ki az kalmıştı yaz aylarına, ite ite zor da olsa bitiş çizgisini geçebildik.

Sonbahar geldi, insanlar tatilden dönmeye başladı — kısaca sezon açılmak üzere. Seminer çalışma grubu için de düşen bayrağı yerden kaldırma çalışmaları başladı. Yakın zamanda seminer çalışma grubunun organizasyon ekibinde yer almış insanlarla bağlantı kurduk, birçok olumlu yanıt geldi. Pınar Yanardağ, H. Coşkun Gündüz, Ender Kelleci ve Gökçen Eraslan yeni dönemde seminer organizasyonlarını yapma görevini üstlenmeyi kabul ettiler.

Şimdiden bayram sonrasında ekibin yüzyüze tanışacağı bir toplantının planları yapılmaya başlandı bile 🙂

21 Eylül 2008

Posted In: Yk

IP-KVM

Sunucu yöneticilerimizin en büyük sorunlarından biri de LKD’nin sunucularının verdiği uzaktan erişim hizmetleri devre dışı kaldığında, sistemlere müdahale şanslarının olmaması idi. Ankara’da Bilkent’e en hızlı ulaşabilecek ve Akgül hocayı da yanına alarak sunucu odasına girebilecek birisi bulanana kadar sunucularımız devre dışı kalmaktaydı. Buna bir çare, bir çözüm arayışları konusunda üyelerimizden IP-KVM cihazının kullanılması önerisi geldi. Alper’in yaptığı araştırmalar ve görüşmeler neticesinde Ankara’da Bimel‘den ATEN marka Altuscn model 8 ağ uçlu bir IP-KVM almaya karar verdik. Siparişimizi verdikten 3 hafta sonra ürünümüz geçen haftasonuna doğru Ankara’ya ulaştı. Doruk da giderek elden teslim aldı ve Volkan’a ulaştırdı emaneti. Benzer bir ürünü sunucu yöneticimiz Ümit de yeni almış ve kurcalamış olduğu için onun verdiği ilk ipuçları ile Volkan cihazı önce kendisi bir test etti. Herşey uygun olunca da yine Akgül hocayı da yanımıza alarak Bilkent sunucu odasında aldık soluğu…

Bizi orada kıdemli üyelerimizden Yavuz Selim Kömür karşıladı. Yavuz ile Akgül hoca sohbet ederken, Volkan da cihazı sunucularımıza bağladı. Sunucu ailemizin iki üyesini tek tek test etti. Telefon ile Doruk’a ulaşıp bir de uzaktan test etmesini sağladı. Herşey yolunda olunca da bir ohh! çekip anı fotoğraflarımızı çekip Bilkent’ten ayrıldık. Sisteme uzaktan erişimi sağlayacak yönlendirme izinlerini de Bilkent sunucu yönetiminden aldıktan sonra sunucu yöneticilerimiz daha rahat bir şekilde sistemi kontrol altında tutabilecekler…

20 Eylül 2008

Posted In: Yk

Nal Topluyoruz :)

Derneğimize bağışlanan ana kart-bellek-işlemci üçlüsünü bir sunucuya çevirebilmek için ne parçalar alalım diye Alper Oğuz piyasa araştırması yaptı, sistem yöneticilerimizle yazıştı. Piyasada OEM ürün satan dernek üyelerimiz yardımcı olup distribütörlerinden fiyat alıp bize iletti.

Sonunda 2 tane 1’er TB’lık SATA disk ve bir tane de bol 3.5″luk yuvası olan bir kasa/güç kaynağını dün sipariş verdik. Ekin Yegül onların da bugün ögleden sonra elde olması için uğraşıyor.

Bu sırada günlüğümüzde nal toplama çalışmalarını gören Kubilay Onur Güngör bizle bağlantıya geçerek kasa+güç kaynağı ile disklerden birinin maliyetini karşılamak istediğini belirtti. Böylece yeni sunucunun neredeyse tamamı dernek üyelerinin bağışlardan oluştu 🙂

20 Eylül 2008

Posted In: Yk