Ve VPOS…

Linux Kullanıcıları Derneği, Türkiye’deki diğer sivil toplum kuruluşları arasında en “elektronik” onlarından biri. Temel iletişim aracı olarak e-posta kullanıyor, çalışmaların hemen hepsi yazışılarak yürütülüyor. Yüzyüze ve telefonla yapılan görüşmelerin özeti e-posta ile ilgili diğer üyelere aktarılıyor. Fikir ayrılığı oluşan konularda elektronik oylama yapılıyor. “Posta adresi” sorulduğunda çoğunluğunun fiziksel bir adres yerine e-posta adresi yazan bir üye kitlesinden bahsediyoruz burada 🙂

İşte böyle bir derneğin üyelerinin aidatlarını internetten kredi kartıyla ödeyebilmesi ve bunun otomatik olarak dernek kayıtlarına (en azından dijital tutulanlara) işlenmesi uzuun yıllardır istenen bir çalışmaydı. Evet, artık birçok bankanın internet şubesi var, onlardan yarı otomatik ödeme yapmak mümkün. Üstelik internet bankacılığı ile haşır neşir olmayan birçok insan da vardı. Ama en kötü durumdakiler yurt dışında yaşayan üyelerimizdi; o parayı banka yoluyla aktarmak, zaten sembolik olan yıllık aidat için astarından pahalıya geliyordu.

İlk olarak Berk D. Demir bu iş için uğraştı. Derneğin hesabının bulunduğu Garanti Bankası’nın bu hizmet için yıllık 300 amerikan doları istemesi üzerine hevesimiz kursağımızda kaldı. Özgür yazılımı geliştirmek için dişinden tırnağından arttıran kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak o parayı çok daha yararlı işlere harcayabilirdik. Aradan zaman geçti, 2002’de Barış Özyurt ve Doruk Fişek, daha önce kendi kurumlarında da beraber çalıştıkları Vakıfbank ile görüştü. Vakıfbank’ın uygun koşulları “bir vergi numaranız olması gerekli” duvarına çarpmamız ile beraber hüsrana dönüşmüştü. O dönemde derneklerin vergi numarası alması zorunlu değildi, mevcut evrak işleri ile başa çıkmaya çalışan bilgisayar insanları için ise tam bir kabustu. 2006’da (artık zorunlu hale gelen) derneğin vergi numarasını Sinan Alyürük ile Bora Güngören elele tutuşup aldılar.

Geldik bugüne… Araştırma yapmadan işe girişmeyelim dedik; dernek üyelerinden Ekin Yegül Denizbank ile görüştü, kendileri 600 avro yıllık ücret ve yıllık 300 avro da verimsizlik bedeli istediler. Murat Gezer ise İş Bankası ile görüştü, kendilerinin böyle bir hizmeti bile yokmuş :).

Yetki belgelerimizi tamamladıktan sonra tekrar Vakıfbank’ın kapısını çaldık. Neyse ki çerezlerimiz (cookie) hala silinmemiş, o dönem bizimle ilgilenen kişi hala orada çalışıyor. O bizi İstanbul’da ilgili kişiye yönlendirdi. Kendisinden bize Ankara’nın merkezi bir yerinde bir şube önermesini istedik, o da bizi Meşrutiyet Şubesi’ne ve orada bu konuyla ilgilenen kişiye yönlendirdi.

Aynı gün biz diğer banka şubemizde duvara tırmanırken, Vakıfbank’ta her şey tereyağından kıl çeker gibi gitti. Karşılarında bir firma değil de bir sivil toplum kuruluşu olduğunun farkında olarak bizden verebileceğimiz belgeler istediler. Doldurmamız için verdikleri birkaç formu Volkan iki gün sonraki toplantımızda doldurdu. Ertesi gün gittik, imzaları attık ve evrak işleri bitti.

Vakıfbank’ın kendi tarafındaki işlemleri bitirmesi için geçen 2-3 haftalık bir sürenin ardından şubeye gidip VPOS şifrelerimiz/tanımlarımızı aldık. Sunucularımızın IP adreslerini kaydettirdik. Bir SSL sertifikası alarak sunucuya yerleştirdik. Koray Toksöz ile Bahri Meriç Canlı bir kredi kartı ile bağış sayfası hazırlıyor şu anda.

Hala inanması güç geliyor. Yılların yılan hikayesi çözüldü…

11 Ağustos 2008

Posted In: Yk